
KONYA SELİMİYE RÖLÖVE, RESTİTÜSYON, RESTORASYON
PROJELERİNİN HAZIRLANMASI
Tel : +90 322 457 45 63
Fax : +90 322 457 45 64
Reşatbey Mah. 62014 Sok. No:4 Moderna Reşatbey Apt. Kat:2 Daire:10 Seyhan/Adana
![]() | ![]() | ![]() |
|---|---|---|
![]() | ![]() | ![]() |
![]() |
Klasik dönem Osmanlı camileri arasında merkezi kubbesi tek yönden yarım kubbe ile genişletilmiş olan gruba dâhil edilmektedir. Bu şema ilk defa İstanbul’da 1470 yılına tarihlenen Eski Fatih Camiinde uygulanmıştır. Aynı şekilde daha küçük ölçekli olmakla birlikte 1552 yılında yapılan Kırım Tatar Han (Gözleve) Camii ile benzer şekilde düzenlenmiştir.
Cami tamamen kesme taş ile inşa edilmiştir. Kuzey tarafta beş bölümlü son cemaat yeri ve harimden oluşan yapıda, kuzeydeki cümle kapısı dışında doğu ve batı cephelerde de birer giriş daha bulunmaktadır. Yan cephelerdeki girişler kuzeydekine göre daha basit tasarlanmıştır. Son cemaat yerinin doğu ve batı köşelerinde birer minaresi vardır. Son cemaat yeri mukarnas başlıklı altı sütun birbirlerine ve harimin kuzey duvarına sivri kemerlerle bağlanmasıyla yedi bölümlü olarak yapılmış, ortadaki bölüm, diğerlerine göre biraz daha yüksek tutularak giriş adeta vurgulanmıştır. Ortadaki bölüm tonoz, diğer kısımlar ise kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerinin yan tarafları Konya’daki benzerleri gibi kapalı tutulmuş, bu bölümlerin içerisine yapının cephelerinde uygulandığı biçimde dikdörtgen formlu birer alt ve kemerli birer üst pencere açılmıştır. Yapının doğu ve batı cephelerinde ikişer alt ve üçer üst pencere, güney cephede ise dört alt beş üst pencere bulunur. Pencereler altta dikdörtgen, üstte ise sivri kemerli olarak tasarlanmıştır.
Yapı haçvari dört kollu iki paye ve iki sütun üzerine 14 m çapında orta kubbe, dıştan kare duvarlarla masif bir blok halinde yükseltilmiş, dört payanda kemeri ile desteklenmiş ve yanlardaki üçer kubbe çok alçak tutularak mihrap tarafına da yarım kubbe eklenmiştir. Plandaki değişiklik, kuzey duvarında iyice ileri fırlayan duvar payeleri ile yan duvarlar arasındaki boşluğun küçük yarım kubbeciklerle örtülmesi şeklindedir. Ferah bir mekân içerisinde gri mermer mihrapla beyaz mermer minber zengin taş işçiliği gösteriyor. Gök mermerden dokuz sıra mukarnaslı yaşmağı ile yüksek endamlı altıgen mihrap nişi en gelişmiş taş işçiliği örneklerindendir. Etrafını çevreleyen iki sıra mukarnas bordür, iç taraftan kabartma çiçek ve yaprak frizi ile sınırlanmış, yaşmak altında sarı yaldızlı rozetlerle süslenmiştir. İri kabaralar yıldız biçiminde dört renkli kakmalarla canlandırılmıştır. İki yandan Rumilerle kavranan iri palmet sıralarından bir tepelik, üst kenarı taçlandırmaktadır.
Korkuluk şebekeleri ve yanlardaki zengin kabartma süslemeler ile mermer minber, ince detaylı rumi ve palmet süslemeleri ile mihrabın zenginliğine, gösterişine uygundur. Kapı kanatları ve pencere kapakları da ağaç işçiliğinin en seçme örneklerindendir. 1914 yılında oldukça yüklü fakat ahenkli görünen kalem işleri, eski klasik devre uygun olarak Mimar muzaffer bey tarafından düzenlenmiştir.
25x30 m boyutlu cami, iki kat pencerelerden bol ışık alan ferah bir mekâna sahiptir. Girişte tak kapı üzerindeki geniş kubbe kemeri içine, önü korkuluklu Hünkâr mahfili yerleştirilmiştir. Küçük yarım kubbeler altındaki mekânlar kadınlar mahfilidir.
Kesme küfeki taşından muntazam örgülü duvarlarla büyük kubbenin oturduğu kare bölüm, yanlardaki küçük kubbeler ve son cemaat kubbelerinden yüksek tutulduğundan cami abidevi bir etki kazanmıştır. İki renkli taş kemerlerle orta kubbesi daha yüksek tutulmuş altı sütun üzerine yedi kubbeli son cemaat revakının iki yandan tek şerefeli zarif minareler yükselmektedir. Yanlara kapalı son cemaat yerinde mermer sütunlar mukarnas başlıklı, kemerler kırmızı ve beyaz taştandır. Konya Selimiye Camii, dış görünüşü ile klasik Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri arasında yer alacak Sultan yapısı çifte minareli bir eserdir.
Yapıyı bir dönem dersiamların (umuma açık, halka ders veren anlamına gelen dersiam, medrese talebesi başta olmak üzere, ilim tahsil etmek isteyenlere camide ders veren müderrislere denilir.), dershane olarak kullandıkları bilinmektedir.
Cami üzerinde yerel unsurlar da göze çarpmaktadır. Buna göre, Godfrey Goodwin’in isabet ettiği üzere, Konya Selimiye Camii’nin ana kubbesini taşıyan dilimli iki ayağın, ilhamını Mevlana Türbesi’nin çini kaplı meşhur dilimli kasnağından aldığı aşikârdır. Aynı şekilde, bu caminin minber külahı da söz konusu kasnağın küçültülmüş halinden başka bir şey değildir. Arada sadece bir sokağın bulunduğu böylesine yakın iki eserde karşımıza çıkan bu benzerlikleri tesadüfle izah etmeye imkân yoktur. Diğer taraftan, Konya Selimiye Caminin damla taşları ve zengin süslemelerle donatılmış silmeleriyle dikkati çeken mihrabının, klasik Osmanlı üslubunun dışına taşarak Konya’daki Selçuklu havasını teneffüs etmemize imkân sağladığı da bir hakikattir.
Selimiye Camii’nin mimarı ister Sinan ister başkası olsun, Konya’daki bu camide, yüzyıllarca tarihi ve kültürel başkentlik yapmış olan bir şehrin mimari birikimlerinin asla göz ardı edilmeyip bunların, yeni Osmanlı zevki ve tarzı çerçevesinde değerlendirilmiş olduğu gayet açıktır.
Konya’daki Selimiye Camii’nin mimarının Koca Sinan olmaması halinde, çok daha anlamlı bir durumla karşı karşıyayız demektir. Zira bu durumda bu mahalli unsurları kullanma anlayışının, yalnızca Sinan’a ait olmayıp, bunun, diğer klasik devir Osmanlı sanatçıları tarafından da benimsenip tatbik edildiği görülecektir.
evzen mimarlık restorasyon











