
GÜLNAR MEYDANCIK KALE RÖLÖVE, RESTİTÜSYON, RESTORASYON VE ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİNİN HAZIRLANMASI
Tel : +90 322 457 45 63
Fax : +90 322 457 45 64
Reşatbey Mah. 62014 Sok. No:4 Moderna Reşatbey Apt. Kat:2 Daire:10 Seyhan/Adana
![]() | ![]() | ![]() |
|---|---|---|
![]() |
Meydancık Kale*
Gülnar’ın 10 km. güneyinde, Emirhacı Köyü sınırları içinde çam ormanlı ile örtülü bir alandadır. Meydancık Deresi’nin ayırdığı iki vadi üzerindeki platoya (doğal, kayalık tepe) kurulmuştur. Arkeolojik sit, doğu – batı yönünde uzanan 700 m. yüksekliğindeki bir tepenin üstünde bulunur; burası uzunluğu 750m., genişliği 150 m. olan deve boynu biçiminde bir düzlüktür. Burası kuzey yönü dışında üç tarafı dik ve yüksek kaya duvarlarla doğal olarak korunmuştur.
Meydancık Kale, Torosların en geniş platosu olan Taşeli Yaylası’nın güneyinde ter alır. Kale, ince uzun bir korniş üzerinde kurulmuştur. Kornişin uzunluğu 1 km.ye yakındır, genişliği ise (en geniş yerinde) 175 m.dir. Eğim yamaçlarda % 40’dan fazla iken, korniş bölümünde % 100’e ulaşır. Bu nedenle kalenin bazı yerlerinde sadece kalenin kuzey doğusunda azalır. Bu yüzden güçlü bir surla korunan kale kapısı burada yapılmıştır.
Kentte Pers, Geç Roma ve Bizans kalıntıları görülebilir.
Anıtsal Giriş (Kuzey Girişi)
Gülnar’dan itibaren asfalt bir yol, çam ormanlarının içinden geçerek, Meydancık Kale’nin hemen yakınındaki doğal bir su kaynağının sağından, arkeolojik sitin kuzey ucundaki geniş yerine varır. Burada taş döşemeli yolu kullanarak kalenin ana girişine ulaşılır. Burası çeşitli dönemlerden kalma, dev dikdörtgen taşlardan harçsız olarak örülmüş bölümlerden oluşmuştur. Ana burçta yapılan kazılarda, temelin oturduğu ana kayaya inilmiştir.
MÖ. 7. yy.dan Bizans dönemine, MS. 12. yy.a kadar yerleşilen kentte korunaklı bir giriş yoluyla kuzeyden girilir.Girişin ihtişamlı duvar ve kuleleri MÖ 6. ve 4. yüzyıllar arasına tarihlenir. Kapıdan geçtikten sonra, giriş Akhamenid dönem ve Helenistik devrin başında, etrafında dükkânlar bulunan, sütunlu bir yoldan geçilerek mümkündür.
Saray Yapısı
Kentin güney kısmında, MÖ. 3. yüzyıla tarihlenen bir yapı yükselir. Kazı raporlarında “A” binası olarak tanıtılmaktadır.
Bugün saray olarak geçse de yapının stratigrafi ve mimari analiz yardımıyla dört farklı devirde farklı amaçlar için kullanıldığı saptanmıştır:
1) Bina, MÖ. IV. yüzyılın sonunda veya III. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiş olmalıdır. Hazinenin gömüldüğü tarihte (III. yüzyılın son çeyreğinde) terk edilmesinin ardından büyük kısmı yıkılır (bazı temel taşları sökülür).
2) Değişik bir plan ve yönleme ile aşağı yukarı aynı yere yeniden bir binanın yapılışı. Bugün muhafaza edilen büyük blok temel taşlarına uymaktadır. Bu binanın ne için yapıldığı henüz kesinlikle bilinmemektedir. Resmi bir konut (saray veya ) olması muhtemeldir. Seramiklere bakılırsa, bu ikinci kullanış MÖ. II. yüzyılın başına tarihlenmektedir. Binanın büyük bir kısmı sonradan yıkılmış ve sit terkedilmiştir.
3) MS. V. yüzyılda sitin yeniden kullanıldığı görülür. Bu bina konut bölgesinin merkezi oldu ve bölünerek birçok ev yapıldı.
4) Bir deprem sonucu terkedilmiş, ya da terkedildiği sırada deprem geçirmiş olan sit, MS XI. yüzyılda yeniden kullanıldı. Bu tabakadan çıkarılan aletler, değirmen taşları, hayvanlar için çıngıraklar, koşum takımı parçaları gibi malzemeye bakılacak olursa, kırsal bir yaşamın izleriyle karşılaşılır.
Doğu Mezarı ve Karyatidler
Sit alanının ortalarında, doğudaki dik kaya duvarının eteğinde bulunur.Bu mezarın önemi “Arami” dilde yazılı kitabesidir. Kitabede bu yerin adı “Kirşu (KRŠ)” olarak geçmektedir.
Pers önceki döneme, yani, İ.Ö. 6. yy.’ın ilk yarısına tarihlenen mezar yapısı iki ana bölümden oluşmuştur: Üstü, dev taş bloklardan oluşturulantonozla örtülü bir mezar odası ile bunun önünde uzanan sundurma (portico). Sundurma, her iki ucunda, insan biçimli sütunların üzerine oturmaktadır.
MÖ. 5. yy.’ın sonlarında başkalarınca ikinci kez yine mezar olarak kullanılmıştır.
Mezarın kapısı, bugün Silifke Müzesi’nde sergilenen iki heykel tarafından korunuyordu. Kıbrıs arkaik heykelleri ile stilistik benzerliklere sahip bu heykeller olasılıkla bilinen en eski karyatidlerdir.
Pers Kabartmaları
Saray civarında İran’da başkent Persopolis’in duvarlarını süsleyen eserleri hatırlatan Pers kıyafetli adak taşıyanlar ve muhafızların resmedildiği çok sayıda alçak kabartma bulunmuştur.
İki blok üzerine yapılmış olan kabartmalarda beşer kişiden oluşan iki ayrı geçit resmi işlenmiştir. Ellerinde ne olduğu bilinmeyen adak malzemesi taşıyan bu kişiler, bir binanın mızraklı muhafız tarafından korunan kapısına doğru yaklaşmaktadır. Adak taşıyan kişiler ve muhafızlar uzun sakallıdırlar; Akhamenid saray elbiseleri giymişlerdir; başlarındaysa Pers tiyarası vardır ve Persopolis kabartmalarını anımsatır.
Kuyu / Mağara
Meydancıkkale'de yer alan mağara,Yiğitbaşoğlu'nun belirttiğine göre Hitit döneminden beri kullanılmaktadır. Mağaranın yakınında A. Davenes tarafından arkeolojik kazılar yapılmıştır. Mağara bu yerleşim yerinin içerisinde ve yüzeyden 15 m derindedir. Mağaraya 2x3 m çapında yapay bir kuyudan inilmektedir. Kuyunun derinliği 29 m'dir.
*Prof. Dr. Candan Ülkü'nün "Meydancıkkale" adlı sanat tarihi raporundan alınmıştır.
revzen mimarlık restorasyon








