top of page

KASTABALA ANTİK KENTİ PROPYLON RÖLÖVE, RESTİTÜSYON, RESTORASYON PROJELERİNİN HAZIRLANMASI

Tel : +90 322 457 45 63

Fax : +90 322 457 45 64

Reşatbey Mah. 62014 Sok. No:4 Moderna Reşatbey Apt. Kat:2 Daire:10 Seyhan/Adana

  • Facebook - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • Pinterest - Black Circle
  • Instagram - Black Circle

Kastabala-Hierapolis Antik Kenti*

      Kastabala-Hierapolis Antik kenti, Osmaniye il merkezinin kuzey-kuzeybatısında, şehre 12 km mesafede Cevdeiye-Karatepe karayolu üzerinde Kesmeburun ve Kazmaca köylerinin arasında yer alır.Kentin yaklaşık 3 km kuzeyinden Ceyhan Nehri (Pyramus) akar. Yerleşimin sınırlarının güneyde Ceyhan Nehri, kuzeyde Karatepe, batıda Kırmıtlı Kuş Cenneti arasında genişleyen verimli ovayı kapsadığı 2009 yılında başlayan ve halen devam eden bilimsel kazı ve araştırma çalışmaları ile belgelenmiştir.

Yazılı kaynaklarda kentin adına ilk kez Büyük İskender’in doğu seferi sırasında Issos’ta Antiochos Epiphanes (MÖ 175-164) ile karşılaşmasından söz edilirken rastlanır.  Bu kaynaklarda kentten Oppidum Castabalum adıyla söz edildiği tespit edilmiştir. Bu tarihten Valerianus Dönemine kadar (MS 253-260) yazılı kaynaklarda kentin Hieropolis ad Pyramos ve Hieropolis Castabala adıyla söz edildiğini görmekteyiz.

     Bugün Kastabala ören yerinde görülen kalıntılar, Roma İmparatorluk Dönemi, Geç Roma ve Orta Çağ dönemlerine tarihlenmektedir. Arkeolojik küçük buluntular ise en erken Geç Neolitik/Erken Kalkolitik dönemlerine tarihlenmektedir. Kastabala'yı Karatepe'ye bağlayan asfalt yoldan M.S. 200 yılları civarında inşa edilmiş olan 300 metre uzunluğundaki sütunlu cadde görülmektedir. Bu cadde kalenin bulunduğu kayalığın yanından geçip asıl yerleşme bölgesini oluşturan arkadaki vadiye iner. Bu vadinin yukarısında yer alan terasta çok sayıda yazıtlı heykel kaidesi bulunmuştur. Buradan vadiye kadar uzanan düzlük alan stadyum idi. Bunun biraz ilerisindeki yamaçta oldukça iyi durumda kalmış olan tiyatro görülmektedir. Tiyatronun karşısında Roma Devrinden kalma bir hamamın kalıntıları vardır. Ayrıca M.S. 5./6.yy. lardan kalma iki kilise yapısı da dikkati çekmektedir. Bunların biri sütunlu caddenin hemen yanında olup, yapımında Roma İmparatorluk Devri yapılarından sökülen mimari parçalar kullanılmıştır. Kentin çevresinde çok sayıda mezar yapıları ve kaya mezarları görülmektedir.

Hieropolis aynı zamanda Artemis Perasia’nın kült merkezi olarak da tanınan/bilinen bir kenttir. Kent merkezinde ve çevresinde ele geçen bu tanrıçaya adanmış yazıtlar bu fikri verse de henüz kentte tapınağının varlığı somut buluntular ile belgelenmemiştir. Geç Roma/Hıristiyanlık dönemlerinde MS 7. yüzyılda Arapların eline geçmişse de kısa süre sonra tekrar el değiştirmiştir. Kent, MS 14. yüzyıl sonuna doğru Mısır Memluklularının Ermeni Krallığını ortadan kaldırdığı tarihe kadar korunaklı bir Orta Çağ karakolu olmuştur.

Kayalık doğal yükseltiler kentin geliştiği vadinin kuzeyinde yerleşmenin doğal sınırını oluşturmuştur. Kentin kuzeybatısında, kalenin kuzeydoğu eteğinde kayaya açılan geçit, batı ile doğu konut alanlarını birbirine bağlamaktadır.

     Yamaca oturtulmuş ızgara planlı kentin planlamasında sütunlu cadde kilit rol oynar . Caddenin mimarisi Anazarbos, Soli-Pompeopolis ve Uzuncaburç (Diocaesarea ?) caddeleri ile yakın benzerliklere sahiptir. Cadde boyunca sıralandığı düşünülen yazıtlı postamentler cadde boyunca heykeller ile donatıldığı kanaati vermektedir.

Erozyon nedeniyle yapıların ve yerleşimin zarar görmemesi için vadi yamaçlarında teraslama yapıldığı tespit edilmiştir. Anıtsal resmi ve dinsel yapıların ve sivil mimari unsurlar ise bu teraslarda inşa edilmiştir.

    Kentin tiyatrosu iki katlı caveaya sahiptir. İkinci kat oturma sıraları büyük ölçüde tahrip olmuştur, ancak birinci kat oturma sıraları iyi durumda korunmuştur. Sahne binasını süsleyen friz bloklarında komedi maskları kabartma olarak işlenmiştir.

Kentteki çok sayıda sarnıç ve kuyular, su kaynağı her ne kadar kent yakınından geçse de taşıma sorununa çözüm olarak inşa edildiklerini belgelemektedir.

Erken Hıristiyanlık döneminde ise kent bu kez Hristiyanlık için önemli bir merkez olmuştur. Vadinin kuzey yamacında kale tepesinin eteğinde ve diğeri ise Kastabala Vadisinin güney batısında MS 5. yüzyılda inşa edilen iki kilise bu fikri belgelemektedir. Her iki kilise de Suriye bölgesinde yaygın uygulanan polygonal apsisli ve üç nefli bazilikal plana sahiptir. Bunların inşasında MS 3. yüzyıla tarihlenen anıtsal Roma Dönemi yapılarına ait bezemeli bloklar kullanılmıştır. Ancak bu blokların ait olduğu yapılar henüz tespit edilememiştir.

Vadininin kuzey, güney ve doğu yamaçlarının yüksek bölgelerinde, kayalık yüzeylerde, bu yamaçlarını tepelerinde ve vadinin batısında ise Kastabala ovasında nekropol alanları genişlemektedir. Bu nekropoller tipolojik anlamda zengin çeşitlilik göstermektedir. Yazıtlar yardımıyla bu mezarların MS 1. yüzyıl ile MS 5. yüzyıl arası dönemde kullanıldığını ortaya koymuştur.

    Ortaçağa ait Kale, savunmaya elverişli kayalık bir tepe üzerinde yükselmek­tedir. Kilikia bölgesinin Müslümanlar tarafından fethinden sonra sadece Kale tepesinin ve yakın çevresinin yerleşim amaçlı kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kale her dönemde kentin yöneticisinin konut ve korunması ihtiyacına hizmet etmiştir.

Mevcut kamu yapılarının ilk yapı evresi Severuslar dönemine tarihlenmektedir. Kastabala antik kentinin genişlediği alanı doğu, kuzey ve güneyde çevreleyen engebeli kayalık yamaçlarda çok sayıda mezar mevcuttur. Nekropollerde toprak gömü, kaya mezarı, farklı boyut ve tipte lahitler de tespit edilmiştir. Batıda anıt mezarlara ait kalıntılar tarım arazilerinin içerisinde yükselmektedir. Kentin su sistemi de dikkat çekicidir. 2009 yılında yapılan araştırmalarla Düziçi’nin Karagedik Beldesi’ndeki kaynaklardan çıkan suyun kente üstü açık kanallar ile taşındığı; Ceyhan’dan ve vadiden geçirilmesinde basınçlı su hattı sisteminden yararlanıldığı tespit edilmiştir. Kentin güneydoğusunda Kesmeburun Köyü’nün doğu yamaçlarından Kastabala’ya ulaşan bu sistemin kent merkezine bağlantısı da ayrıca tespit edilmiştir.

    Kastabala Vadisi’nin doğu ucundaki yamaçta yapılan sondaj çalışmaları ile kentin tapınağı tespit edilmiştir. Kalın temenos duvarı ile çevrili alanın üst kısmında taban döşemesi seviyesine kadar tahrip edilmiş yapı orthostat benzeri taş bloklarla çevrelenmiştir. Kazılar ile çok sayıda yazıtlı bloklar, adak yazıtları, sunaklar, steller ve grup heykel kaidesi tespit edilmiştir. Kutsal alanda açığa çıkarılan bu bulgularda sunak ve adak yazıtlarında Artemis Perasia adı geçer. Çalışmaların yoğunlaştığı ikinci merkez Kale Tepesi’nin güney eteğinde batı-doğu yönünde uzanan iki yanda kaldırımlı, tabanı taş döşeli sütunlu caddenin doğu ucundaki propylona ait kalıntılardır. Propylonun konumu Kastabala’da aksiyal simetriye katı biçimde uyulmadığını göstermektedir. Sütunlu caddenin aksındaki sapmalar topografyaya uyma zorunluluğundan kaynaklanmıştır. Geç Roma Dönemi’nde inşa edilen yapılar da caddeyi kuzeyde işgal etmiştir. Tiyatronun güneyindeki hamamda temizlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Duvar örgüsünde tuğla kullanılan yapının planını algılamak ve mekânlarını tanımlamak mümkün değildir. Tiyatroya bakan cephede çeşme nişi görülmektedir.

*Prof. Dr. Turgut Hacı Zeyrek'in "Kastabala Antik Kenti Tarihsel Gelişimi ve Alanın Mevcut Durumu" ve Doç. Dr. Nida Naycı'nın "Propylon-Anıt Mezar-Nymphaeum(?) Yapısı Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon Projesi" adlı raporlarından  alınmıştır.

revzen mimarlık restorasyon

bottom of page